29 Ekim 2014 Çarşamba

Derûnun eyle hâlî, kıl muarrâ Beyt-i Rahmân'î Sivâ'dan vazgeçen âdem, bulur elbette Sübhân'î

Derûnun eyle hâlî, kıl muarrâ Beyt-i Rahmân'î
Sivâ'dan vazgeçen âdem, bulur elbette Sübhân'î,

Hayâl-î gayr'den bir dil müberrâ olsa âlemdê,
Hakîkat pâdişah olmuş, o bulmuş Üns-i Yezdân'î

O kim aşk ôdunâ yanmış ve Reng-î Hakk'a boyanmış,
Zülâl-î vasl'a ol kanmış, o olmuş mârifet kân'î.

Gönül çün Beyt-i Rahman'dır, Anâ lâyık O'dur dâim,
Dil oldur kim olur anda, demâdem Fikr-i Rabbânî.

Alâik'den avâik'den tecerrüd kıl bir an evvel,
Geçüp Dünyâ ve Ukbâ'dan bulâsın can'da Cânânî.

Cilâ ur Nûr-u Tevhid'lê, musaffâ et anî sôfî,
Sivâ rengin silüb dil'den, bulâgör nûr-u İrfân'î.

Der-î Dârisselâm-i Sâminî'yê kim ki baş koydû,
Olur maksûdunâ vâsıl, tutar â'lâda evtân'î.

İçüb vahdet şarâbın dest-i feyz'inden hüviyyet bul,
Gel ey Bedrî o sultânın olûben kûl'u kurbânî.

Sücûd-û kurb kılıb yok ol, bekâ bul Hakk ilê Bedrî,
Bulan bû vechile buldû, hakîkat kurb-i Sultân-î.