7 Ocak 2015 Çarşamba

Her İşimizde Allah'a, Allah için Yönelmek Ancak Bizi Yüceltir

Pîr-i Çengî hikâyesi mâlumdur. Evvelce de belki söylemişimdir. Mesnevî Şerîf'de ise mufassalan yazılmıştır: Bir Çengî ihtiyarlıyor, hiç kimse kendisine artık çeng çaldırmıyor. Maîşetini tedârik edemiyerek bu sebeble maddî sıkıntıya düşüyor.
Birgün kabristana giderek: "Yarabbî, artık beni kimse dinlemiyor. Bundan sonra artık senin için çalıp, söyleceğim" diyor ve çengini çalmaya başlıyor. Biraz çaldıktan sonra sazını başının altına koyarak yatıyor ve uyuyor. O sırada Hz. Ömer (r.a.) Efendimiz halîfe imişler. Hz. Ömer'e de o esnâda bir uyku ârız oluyor. Her ne kadar uyumamaya çalışır ise de uyku galebe ediyor, çâresiz kalıb uyuyor. Rüyâsında Cenâb-ı Hak ferman buyuruyor ki: "Felân kabristanda benim bir dostum vardır, onun yanına git ve benden ona selâm söyle, sözünden ve sazından memnunum. Kendisine 700 lira ver, sazına tel alsın ve her müracaat ettikçe de istediği kadar kendisine para ver."
Hz. Ömer uyanınca derhal beytülmâl'den o kadar para alarak kabristana gidiyor. Bakıyor ki orada bir ihtiyar çengî baş altına sazını almış uyuyor. Evvelâ Cenab-ı Hakk'ın haber verdiği kimsenin bu olabileceğine ihtimal vermiyor ve kabristanın her tarafını dolanarak armaya devam ediyorsa da mezkûr ihtiyar çengî'den gayri kimseyi bulamıyor. Çâresiz ihtiyar Çengî'nin yanına gelerek onun uyanmasını bekliyor. Bir müddet sonra ihtiyar çalgıcı uyanıyor ve başucunda Hz. Halîfeyi görünce korkuyor ve ne yapacağını şaşırıyor. Hz. Ömer: "Aman korkma, otur, otur seninle konuşalım" diyor ve kendisini tatyîb'den (gönlünü hoş etme) sonra: "Cenab-ı Hak sana selâm etti, sazından memnun olmuş, ve sana da 700 lira da para gönderdi ki sazına tel parası edesin. Ve senin ihtiyacın oldukça gel, istediğin kadar da para vereyim" diye söylüyor.
Pîr-i Çengî: "Cenab-ı Hak beni bu hâlimle mi beni kendisine dost kabul ediyor? Ben ne utanmaz bir âdemim" diyerek sazını taşa vurup kırıyor ve "Cenab-ı Hak acaba beni af buyuracak mı?" diye ağlamaya ve sızlanmaya başlıyor.
Hz. Ömer (r.a.) Efendimiz: "Sen geçmişi bırak, geleceği de düşünme, şimdi yalnız O'nunla olmaya bak" diye emir ve irşâd buyuruyor. Ve olacak da oluyor.
Menevî Şerîf'in buyurduğu gibi: Muallim Hz. Ömer'di, iş elbette bu neticeyi verir. Hem dikkat ediniz: Pîr-i Çengî'nin çengî çalması ne Ahiret için ve ne de Hak içindi. Ancak esbâb-ı maîşetini te'min içindi. Velev böyle de olsa, bu kadarcık olsun Cenab-ı Hakka yönelişin yüzünden Erhamerrâhimîn olan Hz. Allah (c.c.) yine Allah (c.c.) için teveccüh ederse o âdemin Ind-i İlahîdeki kadr-ü kıymeti ne olmaz?!. Mâhâza işin içinde Hz. Ömer (r.a.) Efendimiz olmasa idi Pîr-i Çengîde vukûbulan değişme ve terakkînin bu derece olması belki de mümkîn olmazdı, bu ciheti de unutmayınız.
Sırr-ı Sakatî Hz.'leri de birgün bir mahalle giderken, sarhoş olarak sokakta düşmüş ve içinden de: "Allah Allah" diyen birisine tesadüf etmiş. Canı acımış, biraz su getirmiş ve: "Yarabbi lâyık mıdır ki böyle fenâ bir ağızla bu âdem senin İsm-i Celâlini söyleye?" Bâri şu zavallının ağzını yıkayım diyerek bu âdemin ağzını yıkadıktan sonra yoluna devam etmiş. O sarhoş biraz sonra ayıralarak, etrafındakilere: "Bana ne oldu?" diye sormuş. Etrafındakiler de: "Sırr-ı Sakatî Hz.leri senin ağzını yıkadı" demişler. Bunu işitir işitmez, kendi kendisine hitâben: "Ey nefs, sende hiç mi hayâ eseri yok? Bu ne sefâhattır ki sen onu ihtiyar etmişsin ve beni böyle ağzımı yıkattırdın? Artık tevbe olsun ki böyle şeyler yapmayayım" der ve giderek abdest alır ve bir câmiye girerek ibâdet ve tâat etmeye başlar.
O gece Sırr-ı Sakatî Hz.lerinin rüyâsında Cenab-ı Hak kendisine ferman buyurur ki: "Sen o âdemin benim için ağzını yıkadın, Ben de senin için onun kalbini yıkadım". Sırr-ı Sakatî Hz.leri uyanır ve sabahleyin o âdemi sorar. Derler ki: "Felan câmiye kapanmış, ibâdet ve tâatle meşguldür." Elhasıl yanına gider, hâl ve hatırını sorar. O da: "Hâlim hoş oldı, sen benim ağzımı yıkadın, Cenab-ı Hak'da kabimi yıkadı" diye söyler. Sırr-ı Sakatî Hz.leri: "Ne biliyorsun öyle olduğunu sana kim söyledi?" diye sorunca, cevâben: "Bunu sana söyleyen bana da söyledi" diye arzeder.
Fesübhânallah elin sarhoşları böyle ayılıyor, bizim sarhoşlar ise gittikçe sarhoşluklarını artırıyorlar. Fakat şu kadar var ki, onun ağzını yıkayan Sırr-ı Sakatî'dir. Bu cihetle de birşey demeye pek hakkımız kalmıyor. Meğer Cenab-ı Hak lütuf ve ihsan buyursun... Âmin

0 yorum :

Yorum Gönder