15 Şubat 2015 Pazar

Kulun Allah'a Kurbet ve Vuslatı, Ancak Ondan Ğayrisini Terketmekle Mümkindir

Bu Hacı Şeyh'in pek acâib işleri vardır. Dün bana soruyor ki: "Beni meclisinizde hiç konuştunuz mu?" Ben de: "Evet, konuştuk" diye cevablandırdım. Ve: "Seni konuştuğumuzu nereden bildin?" diye sordum. Cevâben: "Dün uyumuştum, rüyâda baktım ki beni şöyle sağ tarafınıza almışsınız. Uyandım, bundan beni anmış olabileceğinizi anladım."
Tuhaf değil mi? Pek garibime gitti. Acâib, mü'min kısmı böyle müteyakkız, mütebassır (basiretli) oluyor. Bu âdem demek istiyor ki: "Büyükler bizi anarsa kemâlimiz artır. Yoksa bizim kendi kendimize birşey olacağımız yoktur."
Hâşâ ve kellâ gerçi biz öyle büyük felân değiliz. Ama, bu âdemin şu fikri de haddizâtında doğrudur. Geçende de anlatıyordu: "Rüyâda gökten bir zencir uzanmış olduğunu gördüm. Ve ilân ediyorlardı ki: "Her kim Allah'a gitmek istiyorsa gelsin bu zencire yapışsın, doğruca Allah'a gider." Bunun üzerine herkes o tarafa doğru koşuyor ve istî'cal ediyordu. Fakat o zenciri giderek tutan hiç yoktu, herbiri bir tarafa savuşuyordu. Ben kendimi yokladım, dikkat ettim, kalbimde o anda Cenab-ı Hak'tan gayri bir emel ve matlûbum yok. Kendi kendime dedim ki inşâallah ben o zencire giderim... Böyle dedim ve gittim. Biraz evvel de söylediğim gibi öyle kendi kendime müteveccih bulunuyor ve Allah Allah diyordum. Baktım ki yükselmeye başladım. Yükseldikçe yükseldim. O sırada evvelce vefat etmiş olan oğlum hatırıma geldi, burnumun ucu sızladı. Derhal sukûta (düşmeye) başladım. Bundan anladım ki Tarîk-i Hak'da Cenâb-ı Allah'a gitmek ve yükselmek isteyen ancak O'nun gayrisini terketmekle ve hiçbirşeye gönül vermemekle bunda muvaffak olabilir."
Elhasıl, böyle tuhaf tuhaf şeyler nakleder bizim Hacı Şeyh. Demek ki Cenab-ı Hak bu âdeme de kendi işini bu ve buna benzer şekilde anlatıyor. (Hacı Şeyh Harput'ta ihtiyar bir zât idi.)